ELÇILER
- Seda DOGAN DEMIREL
- 3 saat önce
- 5 dakikada okunur
Tarih: 1533
Sanatçı: Genç Hans Holbein
Sanat Akımı/Dönem: Kuzey Rönesansı
Sergilendiği Yer: The National Gallery, Londra
Hans Holbein’in Elçileri: 16. Yüzyıl Avrupa’sında İktidar, İnanç ve Ölümlülük
On altıncı yüzyılın en yetkin portre ressamlarından biri olarak kabul edilen Hans Holbein’in bu görkemli portresi, ilk bakışta iki varlıklı, eğitimli ve güçlü genci resmediyor gibi görünür. Londra'daki Ulusal Galeri'de sergilenen bu eser, her ayrıntısı birden fazla anlama işaret eden bilmeceler içerir.
Eserin Sessiz Politik Dünyası
Bu eseri yorumlamadan önce Holbein’in içinde yaşadığı politik dünyayı ve onun karmaşık yaşam öyküsünü anlamaya çalışmak gerekir. Eser, Avrupa’da dinsel çalkantıların yaşandığı bir dönemde yapılmıştır. Asıl gizemi barındıran resimdeki insanlar değil, onları çevreleyen nesnelerdir. Masanın üzerinde yer alan nesneler, dönemin siyasal karmaşıklıklarına göndermeler yapar.
Holbein bu resmi, 1530’ların başlarında İngiltere’ye yaptığı ikinci seyahat sırasında gerçekleştirmiştir. Sol figürün arkasındaki mermer zeminde imzasıyla birlikte attığı tarihten dolayı eserin 1533 yılında yapıldığını biliyoruz.
Aynı tarihte Katolik Kilisesi, İngiltere Kralı VIII. Henry'nin ilk eşi Aragonlu Catherine ile olan evliliğini iptal etmeyi reddeder. Kral ile Roma Katolik Kilisesi çatışmaya başlar. Papalık otoritesini göz ardı eden VIII. Henry, Aragonlu Catherine'den boşanarak Anne Boleyn ile evlenir. Kısa bir süre sonra (Kralın bir oğul umudu olsa da) kızları ve geleceğin Kraliçesi I. Elizabeth dünyaya gelir. Bir yıl sonra ise Kral, İngiltere Kilisesi'ni Roma'dan ayırır ve kendisini de Kilisesi'nin başı ilan eder. Birçok kişi Kral Henry'i büyüleyerek bölünmeye yol açtığı için Anne Boleyn'i suçlar.
Henry’nin, Katolik Kilise’den kopması, zaten istikrarsız olan Avrupa’nın siyasal ve dinsel düzenini daha da sarsar. Henry, Fransa Kralı I. François, Kutsal Roma İmparatoru V. Charles ve Papa savaşın eşiğinde durmaktadır. Kilise’nin mutlak otoritesine meydan okuyan Martin Luther’in takipçileri, Kuzey Avrupa’nın ötesine giderek güç kazanır. Henry’nin Katolik Kilisesi’nden ayrılması, Reform ve hümanist düşüncenin İngiltere’ye girmesinin önünü açar.
Elçiler: Jean de Dinteville ve Georges de Selve
Katolik Avrupa ile dinsel ve siyasal bağların kopması, Fransa Kralı I. François için endişe vericidir. Soldaki adam, François’nın elçisi Jean de Dinteville’dir. Kral, İngiltere’deki durumu kendisine raporlaması için onu görevlendirmiştir. François’nın en güvendiği saraylılardan biri olan Dinteville, kral adına düğüne de katılmıştır. Bu, onun İngiltere’ye yaptığı ikinci diplomatik görevidir.
Sağdaki kişi ise onun yakın dostu, Venedik Cumhuriyeti ve Kutsal Makam'a elçi olarak görev yapan Lavaur Piskoposu Georges de Selve’dir. Selve de bir diplomatik görevdedir, ancak bunun tam niteliği bilinmemektedir. De Selve, kariyerinin büyük bölümünü Lutheran Reformu’nun yükselişini durdurmaya ve Katolik Kilisesi’ni yeniden birleştirmeye çalışarak geçirmiştir. Londra’da da benzer bir görevle bulunması muhtemeldir. Resim yapıldığında her iki adam da yirmili yaşlarının başındadır. Dinteville’in kılıcının kını üzerindeki ve Georges’un yaslandığı kitabın kenarındaki Latince yazıtlar, yaşlarının sırasıyla 29 ve 25 olduğunu ortaya koyar (“aetatis suae 25”, yani “25. yaşındadır”).
Dinteville, Anne’in Haziran ayındaki taç giyme töreni ve Eylül ayında Henry ile Anne’in kızı Elizabeth’in doğumu için Londra’da kalmak zorundadır. Çünkü, Elizabeth’in vaftiz babası Fransa Kralı I.François'dir. Günümüze ulaşan yazışmalar, Dinteville’in bu uzun ziyaret sırasında son derece mutsuz olduğunu gösterir. “Dünyadaki en melankolik, en yorgun ve en yorucu elçiyim.” diyerek kendisini tanımlar. Ancak dostunun Nisan’dan Haziran’a kadar süren kısa Londra ziyareti onu neşelendirmiştir. Bu portre, onların dostluğunu ve İngiltere’de birlikte geçirdikleri bu kısa dönemi anımsatır. Elçiler, özenle işlenmiş geometrik bir desenle döşenmiş bir zeminde dururlar. Bu desenler, Ulusal Galeri'ye yalnızca bir mil uzaklıktaki Westminster Abbey'in zeminini anımsatır. Holbein, aralarına bir masa yerleştirerek iki adamı ayırır; fakat aynı zamanda onlara yaslanabilecekleri bir dayanak sunar, böylece doğal bir duruş yakalar.
Eser aynı zamanda Holbein’in kompozisyon kurmadaki ustalığını ve yağlıboyayı kullanarak üç boyutlu formları betimleme becerisini de gözler önüne serer. O kadar titiz bir gerçekçilik ile çalışmıştır ki izleyicinin dikkatini din veya alegoriden ziyade maddi varlıklara çeker.
Nesnelerin Dili: Raflardaki Semboller
Rönesans portrelerinde müzik aletleri, paralar, kitaplar ya da çiçekler gibi nesneler sıkça yer alırdı. Çünkü bu nesneler, betimlenen kişinin uğraşlarına, entelektüel dünyasına, kültürüne, dini tutumuna göndermeler yaparak portreyi zenginleştirirdi. Burada yer alan nesneler ise 16. yüzyıl ortası Avrupa’sındaki dinsel ve siyasal kargaşanın görselleştirilmesi olarak yorumlanmıştır. Üst rafta yer alan nesneler göksel alem ile ilişkilidir. En solda, yıldızların ve gezegenlerin konumlarını gösteren bir gök küresi yer alır. Her yüzünde kadranlar bulunan çok yüzlü kutu biçimindeki nesne ise bir poliedrik saattir, yani bir tür güneş saatidir. Güneş saati, 1533 yılının 11 Nisan’ında saat 10:30’u göstermektedir. Bu tarih o yılın Kutsal Cuması’na karşılık gelir ve Papa’nın, Catherine of Aragon ile evliliğinin iptal edilmesi tehdidine karşı Henry VIII’i metaforik olarak çarmıha gerdiği yorumu yapılır. Bu tür aletler, VIII. Henry’nin saray astronomu Nicholas Kratzer tarafından yapılırdı. Bu tür teknik aletler son derece değerliydi ve tabloda yer almaları, iki adamın matematik ve bilim bilgilerini de vurgular.
Alt raf büyük ölçüde müziğe ayrılmıştır. Altında Peter Apian’ın "Tüccarlar için Yeni ve Güvenilir Hesaplama Öğretisi" adlı kitabı yer alır. Matematiksel bölmeye ilişkin bir sayfada gönye ile açık tutulmuş bir aritmetik kitabıdır. Bu, Avrupa’yı parçalayan dinsel bölünmeye açık bir göndermedir. Aynı şekilde bir başka somut gönderme ise ters dönmüş kılıfı yerde duran tellerinden biri kopmuş lavtadır. Kopmuş tel de kilise içi uyumsuzluğa göndermedir. Lavtanın sapının altında, flütlerden oluşan bir grubun üzerine (bunlardan biri eksiktir; bu da uyum eksikliğini ima eder) bir Lutheran ilahi kitabı yerleştirilmiştir. Yazı ve nota okunabilecek kadar nettir; bu da Holbein’in, Lutheran ilahi kitabında bu iki sayfayı özellikle göstermeyi seçtiğini ortaya koyar.
Bu ilahiler “Kutsal Ruh, Gel” ve “On Emir”dir. Georges’un bunları, Hristiyan birliğini ifade ettikleri için dahil etmek istemiş olması mümkündür. Bu raftaki küre ise yeryüzüne aittir. Kürenin üzerinde, Paris’in yaklaşık 200 kilometre güneydoğusunda yer alan, Dinteville’in şatosunun bulunduğu Polisy mezrası görülür. Bu tablo da Dintaville'nin şatosunda yani burada asılı durmuştur. 1589 tarihli bir envanter ise bunu kanıtlar niteliktedir.
Holbein, tabloda bu iki elçiyi ölümsüzleştirirken, izleyiciye aynı zamanda betimlenen kişilerin insanlığını da hatırlatır. Eserdeki ikili uyumlulukların yanında iki figürün kişiliklerindeki karşıtlıkta yansıtılmıştır. Dinteville, hançerini kavrayan bir eylem insanı gibi dururken, Selve kolunu bir kitaba dayamış olarak görülür. Bu jest onun düşünsel bir doğaya olan ilgisini gösterir.
Anamorfik Kafatası ve Memento Mori
Rönesans döneminde Avrupa’da veba gibi ölümcül salgın hastalıklar yaygındı ve nüfusun büyük bir kısmını yok ediyordu. Dolayısıyla yaşayan herkes için ölüm, çok daha görünür bir olguydu. (Holbein’in kendisi de 1543’te Londra’da vebadan öldü.) Bu dönem sanat eserleri çoğu zaman yaşamın kırılganlığını hatırlatmak, yani bir memento mori olarak sipariş edilirdi ve belirgin bir lekilde ölüm simgesi eklenirdi. Elçiler tablosunda ise, belirli bir açıdan bakıldığında, iki adamın ayakları arasındaki uzamış anamorfik kafatası görülür. Bu figürün bir kafatası olduğu fark edilmesi, politik açıdan çelişkili dönem için oldukça cüretkar görünmektedir. Muhtemelen Dinteville, eseri şatosunda bir kapı yanına yada merdivenlere asmıştır. Böylece yanından geçen izleyici ölümün yüzüyle karşılaşır. Nitekim Dinteville'nin kişisel mottosu "öleceğini unutma" idi.
Aynı şekilde, resmin sol üst köşesinde gizlenmiş bir haç da vardır. Bu, dirilmiş Mesih’te kurtuluş umuduna işaret eder, ölümden korkulmaması gerektiğini söyler.
Bu durumda yere yakın olan eşyaları insan ölümlülüğünün birer hatırlatıcısı olarak görebiliriz. Orta rafta yer alan objeler ise beden ve duyusal uğraşların yani maceranın, keşfin ve neşenin temsilleri olarak görülebilir. Tuvalin üst kısımlarına doğru baktıkça, nesnelerin ve sembollerin gökyüzü ile daha yakın bağlantılar kurar. Zihin ve entelektüel uğraşları simgeler.
Kaynakça:
The Ambassadors, Hans Holbein the Younger, NationalGallery.uk
Julia Fiore, Decoding the Symbolism in Hans Holbein’s “Ambassadors”, Artsy.net
The Ambassadors, Google Arts and Culture
Cristopher W. Tayler, Leonardo’s Skull and the Complex Symbolism of Holbein’s “Ambassadors”












Yorumlar